Radyo TimeRadyo Time

“Kontrol Türkiye’de olmalıdır”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısına ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalar yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, gündemdeki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bu haber 129 kere okunmuş.05 Şubat 2019, Salı - 12:19

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, kamuoyu ile canlı olarak da paylaşılan toplantıda şunları söyledi: “Toplantıda güvenlik konusu iç ve dış güvenlik olmak üzere iki başlık şeklinde ele alındı. Bu doğrultuda Millî Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığının sunumları oldu. Ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'de kullanılan ürünlerdeki millîlik oranıyla ilgili bir sunum yaptı.

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar da iç ve dış tehditlerle ilgili detaylı bilgi verdi. Türkiye’nin Suriye’de olsun, Irak’ta olsun, diğer bölgelerde olsun terör tehditlerine karşı kararlılıkla mücadeleye bundan sonra da devam edeceğini özellikle vurguladılar.

Bir de bildiğiniz gibi bu hafta Millî Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet Rusya’ya gitmişti, özellikle güvenli bölge İdlib ve diğer konuları ele almak üzere Rus tarafıyla da bu temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor, önümüzdeki günlerde de devam edecek.

“14 Şubat’ta Soçi zirvesinde; Suriye, İdlib ve Astana sürecini etraflı bir şekilde ele alınacak”

Sayın Cumhurbaşkanımız dün de televizyon programında ifade ettiler, 14 Şubat’ta Soçi’de yapılacak zirveye de kendileri katılacaklar. Bu zirvede de, bildiğiniz gibi o mekanizma daha önce kurulmuştu, özellikle Suriye, İdlib ve Astana sürecini etraflı bir şekilde ele alacağız.

Burada tabii güvenli bölge meselesi de önem arz ediyor. Bunu hem Amerikalılarla, hem Ruslarla, hem diğer paydaşlarla, yani İranlılarla ve diğer paydaşlarımızla da konuşmaya devam ediyoruz. Bildiğiniz gibi bu konu güvenlik ve dış politika gündemimizin önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Sayın Trump’ın çekilme kararından sonra Amerikan Yönetimi’nin askerî birimlerinin bu konuda birtakım planlamalar yaptığını biliyoruz. Biz de bildiğiniz gibi burada bazı heyetleri kabul ettik, yarın da bu konunun takibi için Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey Washington’a gidecekler ve oradaki Türkiye-Suriye koordinasyon toplantılarına katılacaklar. Orada da bu konu, özellikle bu güvenli bölge meselesi detaylı bir şekilde ele alınacak.

“Güvenli bölgenin kontrolü Türkiye’de olmalıdır”

Bildiğiniz gibi bu konuda bizim temel beklentimiz, Türkiye’nin millî güvenliğini teminat altına alacak adımların atılması. Burada oluşturulacak güvenli bölge 30-35 kilometre gibi rakamlar telaffuz edildi biliyorsunuz. Bunu ne şekilde, hangi modalitelerle, sahada ne tür askerî varlıkla yapacağımız konusunda biz birtakım ilkeler açıkladık. Bu bölgenin kontrolü Türkiye’de olmalıdır, bir başka gücün kontörlünde olmamalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, geçmişten edindiğimiz tecrübelerle bu bölgeyi de güvence altına alabilecek tek gücün Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri olduğuna biz inanıyoruz. Bugüne kadar Cerablus bölgesinde olsun, Afrin bölgesinde olsun, İdlib bölgesinde olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili bütün birimleri, -askerî, istihbari birimleri- herkes için güvenliği sağlayabilecek imkân ve kabiliyetlere sahip olduğunu zaten göstermişti. Dolayısıyla Münbiç’te ve Fırat’ın doğusunda da benzer bir modelin uygulaması için bizim temel beklentimiz, bu bölgenin kontrolünün Türkiye’de olması. Bunun SDG başlığı altında ya da PYD-YPG gibi terör örgütlerine bir kalkan, bir kamuflaj olmasına Türkiye asla müsaade etmeyecektir. Bu tür fikirler düşünenler varsa bunlardan sarfınazar etmelerini tavsiye ederiz.

Çünkü bu konuda biz son 1-1,5 yılda birçok oyalama taktiğiyle karşı karşıya kaldık. Bizim bu terör örgütüne, PKK’nın Suriye’deki uzantılarına karşı kararlılığımız son derece nettir. Nitekim MİT Başkanımız da yaptığı sunumunda bu konulara değindi, Dışişleri Bakanımız da bu konulara değindiler. Dolayısıyla bu mevzu gündemimizde olmaya devam edecek, gerek Amerikalılarla, gerek Ruslarla bu konudaki müzakerelerimizi sürdüreceğiz. Ama dediğim gibi, bu bölgeden Türkiye’ye dönük herhangi bir tehdidin, terör riskinin tekrar husule gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz, bu konuda son derece kararlı olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum.

“Ocak ayı itibariyle ticaret hacmimiz yüzde 6,3’lük bir artış gösterdi”

Bir diğer önemli konumuz, tabii ekonomiyle ilgili konular da ele alındı. Özellikle son dönemde piyasalarda sakin bir seyrin işlediğini, kur bazında önemli pozitif bir istikrarlaşmanın gerçekleştiğini görüyoruz. Ayrıca, bildiğiniz gibi geçen yıl özellikle turizm gelirleri noktasında Türkiye çok parlak bir yıl yaşadı, turizm gelirlerimiz arttı. Bir diğer önemli gösterge de, özellikle dış ticaret hacminde yaşanan büyüme, yani hem ihracatta, hem turizmde eş zamanlı olarak… Bir diğer önemli gösterge de özellikle dış ticaret hacminde yaşanan büyüme, yani hem ihracatta hem turizmde eş zamanlı olarak yaşadığımız olumlu gelişmeler var. Ocak ayı itibariyle de ticaret hacmimiz yüzde 6,3’lük bir artış gösterdi ki bu Türk sanayicisinin, üreticisinin dünya pazarlarına erişiminin giderek ne kadar güçlendiğini, arttığını bir defa daha gösteriyor.

Gene bu çerçevede hükûmetimiz KOBİ’lere ve diğer firmalara üretim noktasında desteklerini devam ettirecekler. Bildiğiniz gibi Hazine ve Maliye Bakanlığımızın koordinasyonunda ilgili bütün bakanlıklarımız Bilim, Sanayi Teknoloji Bakanlığımız da başta olmak üzere sanayicimize, üreticimize farklı destek paketleri açıklamaya devam ediyorlar. Bu 2019 yılında da devam edecek ve bunun zaten semerelerini de görmeye başladık.

2019 yılında bir diğer önemli ekonomi başlığımız da enflasyonla mücadele. Bu rakamın daha aşağılara çekilmesi içinde bir dizi tedbir hayata geçirildi, bundan sonra da geçirilecek. Bununla ilgili bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın da geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalar vardı. Özellikle yılsonu itibariyle 14,6 gibi bir rakama ulaşılması bu yıl içerisinde, 2020 yılında ise enflasyon hedefinin yüzde 8,2 olarak belirlenmesi ekonomimizin bünyesinin ne kadar güçlü olduğunu da bir kez daha gösteriyor.

“Türkiye’nin seçimlerden sonra IMF’ye gideceği rivayetlerine kimse itibar etmesin”

Son günlerde speküle edilen bir konuya da bu vesileyle tekrar ben değinmek isterim: İlgili bakanlığımız aslında açıklama yaptı ama Türkiye’nin seçimlerden sonra IMF’ye gideceğine dair birtakım rivayetlerin dolandırıldığını tekrar görüyoruz. Ne iş çevrelerimiz, ne vatandaşlarımız bu rivayetlerin hiçbirine itibar etmesinler lütfen.

Bunlar tamamen Türk ekonomisiyle ilgili algıyı bulandırmaya dönük algı operasyonlarıdır. Bu operasyonların nereden yapıldığını da az çok tahmin ediyoruz, nerelerden geldiğini de görüyoruz bunları izlediğimizi de bir kez daha ifade etmek isteriz. Ama altını tekrar net bir şekilde çizmek isterim ki, Türkiye’nin IMF’yle hiçbir şekilde ne seçimden önce, ne de seçimden sonra bir teması, ilişkisi, yeni bir süreci söz konusu bile değildir. IMF yılları artık Türkiye, geride kalmıştır. Bu konuda kimse herhangi bir yanlış düşünce içerisinde olmasın.”

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 1 = ?

 
En Son Haberler
haber yazılımı: buki