Radyo TimeRadyo Time

“Taviz vermemekte kararlıyız”

Türkiye’de bulunan büyükelçiler ve diplomatik misyon temsilcileri ile iftar yemeğinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, “Kudüs-ü Şerif üzerindeki haklarımızdan taviz vermemekte kararlıyız. İlk kıblemizi, on yıllardır kan, gözyaşı ve işgalden beslenen bir devletin insafına asla terk etmeyeceğiz” dedi.
Bu haber 276 kere okunmuş.22 Mayıs 2018, Salı - 11:37

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de bulunan büyükelçiler ve diplomatik misyon temsilcilerine AK Parti Genel Merkezi’nde iftar verdi.

İftar sonrası davetlilere hitaben bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilere teşriflerinden dolayı teşekkürlerini ifade ederek, Ramazan’ın tüm insanlık için barış, huzur ve esenliğe vesile olması temennisinde bulundu.

“Dünyamız çok zorlu ve sancılı bir süreçten geçiyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geleneksel hâle gelen bu buluşmaların mübarek ayın manasına, ihtiva ettiği değerlere her zamankinden daha fazla muhtaç olunan bir zaman diliminde gerçekleştiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyamız çok zorlu ve sancılı bir süreçten geçiyor. Karşı karşıya olduğumuz sorunlar sadece belirli bir bölge için değil, küresel anlamda herkes için farklı düzeylerde de olsa tehditler arz ediyor. Terör, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık, açlık, yoksulluk, düzensiz göç, insani krizler, doğal felaketler tüm insanlığı büyük sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, hiç kimse kendini tam anlamda güvende hissedemiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerilim, fakirlik ve kaosun hâkim olduğu ülkelerde geleceğe dönük umutların giderek yok olduğunu ifade ederek, “Belirsizlik ve güvensizlik uluslararası sistemin adeta alametifarikası, yani belirleyici niteliği hâline geldi. Dünyamız adeta kendi içinde hastalıklarla kıvranan, ıstırap çeken dev bir organizmaya dönüştü. Biz ise tüm insanlık olarak sosyal, siyasal ve beşeri hayatımızı giderek daha fazla saran bu hastalıklara şifa bulmakta yeterli başarıyı hâlen gösteremiyoruz” şeklinde konuştu.

“Küresel anlamda barış ve istikrarın anahtarı diplomasidir”

Küresel anlamda barış ve istikrarın anahtarının diplomasi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki mevcut krizleri çözmenin, yenilerin de önüne geçmenin yolunun öncelikle diplomasiden geçtiğine işaret etti.

Bununla birlikte son dönemde çözüm vasıtası olarak diplomasinin ciddi anlamda erozyona uğratıldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diplomasinin imkânlarına daha çok başvurmamız gereken bir dönemde, ne yazık ki bunlardan yeterince istifade edemiyoruz. Diplomasinin ikili ve çok taraflı sorunları çözmeye, iş birliği ve diyalogu geliştirme, dünyamızı herkese veya herkes için daha yaşanabilir bir yer kılmaya dönük araçlarını etkin şekilde kullanamıyoruz” dedi

“Filistin meselesi giderek bir trajediye dönüşüyor”

Yakın coğrafyamız başta olmak üzere bu yetersizliğin pek çok acı örneğinin olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mesela Rum tarafının kaprisleri sebebiyle Kıbrıs sorununda bir türlü mesafe alınamıyor. Filistin meselesi giderek daha çok masum insanın hayatın kaybettiği bir trajediye dönüşüyor. Yedi yıldır 13 milyon Suriyeliyi evinden eden, bir milyondan fazla insanın hayatına mal olan Suriye krizinde çözüm yolları birileri tarafından hep tıkanıyor. Yemende devam eden kaos, Libya’daki sıkıntılar, Ukrayna’daki malum durum diğer örneklerdir. Tüm bu krizlerde yeterli irade gösterilmediği, diplomatik çabalar sabote edildiği için masum insanlar bedel ödemeye devam ediyor” değerlendirmelerinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, popülist kaygılarla hareket eden kimi politikacıların “züccaciye dükkânına giren fil” misali davrandıklarını belirterek, “Yerleşik teamüller ve uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken, bölgesel barışın dinamosu olan çok taraflı anlaşmalar bir çırpıda rafa kaldırılabiliyor. Irkçı, göçmen karşıtı, İslam düşmanı, çatışmacı ve aşırı sağcı akımların siyaset üzerindeki baskıları ve talepleri ise bu ateşe adeta benzin döküyor. Popülizm eksenli iç ve dış politika, Batılı devletler başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesini giderek daha fazla esir alıyor” dedi.

“Nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanılmasını sonuna kadar savunuyoruz”

Küresel barışa zarar veren bu yıkıcı dış politika anlayışının tezahürlerinden birinin de, İran nükleer anlaşması ve Kudüs meselesinde atılan adımlar olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizler Türkiye’nin nükleer enerji ve nükleer silahlar konusundaki tavrını yakından izliyorsunuz. Enerji açığı olan bir ülke olarak, biz nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanılmasını sonuna kadar savunuyoruz. Her ülkenin buna hakkı olduğunu düşünüyoruz. Enerji ihtiyacını bu yoldan karşılamak isteyen ülkelerin hakkına da herkesin saygı göstermesi gerektiğini inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, “Nasıl ki dünyanın 31 ülkesindeki 450 nükleer santral bizim için tehdit değilse, çok sıkı denetlendiği sürece başkalarınınki de tehdit oluşturmayacaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve bölge için asıl tehdidin, nükleer silahlar olduğunun altını çizdi.

“Tüm dünya nükleer silahlardan temizlenmeli”

Orta Doğu’nun öncelikle bu silahlardan temizlenmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha ileri gidiyorum, tüm dünya nükleer silahlardan temizlenmelidir. Kendi ellerinde 15 bine aşkın nükleer başlıklı silah bulunduranlar, şu anda dünyayı tehdit etmektedirler. Onlar rahatlıkla bunu kullanırken, farklı ülkelerde nükleer başlıklı silah olanlar onlar için niye tehdit oluşturuyor? Eğer adil davranacaksak, adil yaklaşım göstereceksek, o zaman nükleer silaha sahip olduğu bilinen ülkelerin nükleer güç santrallerini tehdit olarak göstermesinin dünya kamuoyunda hiçbir inandırıcılığı yoktur” dedi.

Konuşmasının devamında, “Biz Türkiye olarak İran nükleer meselesi dâhil, hâl yoluna konmuş krizlerin yeniden köpürtülmesini kabul etmiyoruz. Amerikan yönetiminin kararı karşısında diğer imzacı ülkelerin anlaşmaya bağlılıklarını ifade etmelerini de son derece olumlu buluyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs’te yaşananların popülist aymazlığın ne tür vahim sonuçları olabileceğinin en acı ispatı olduğunu belirtti.

“Amerika’nın eline Filistinli çocukların kanı bulaştı”

Amerikan yönetimini uluslararası hukuku, yerleşik teamülleri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı kararları çiğneyerek 14 Mayıs’ta attığı adımın 62 Filistinlinin şehit olmasına, 2 bin 700 Filistinlinin de yaralanmasına sebep olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığı son provokatif adımla Amerikan yönetimi İsrail’in katliamlarına da ortak olmuştur. Açık söylüyorum, Amerika’nın eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Amerikan yönetiminin bundan sonra demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve barış konusunda söyleyeceği sözlerin hiçbir kıymeti harbiyesi olmayacaktır. Bebek katillerinin sırtını sıvazlayan bir anlayışın demokrasiden bahsetmesi tam bir oksimoronluk örneğidir, kendi kendiyle çelişki örneğidir. Uluslararası hukuku hiçe sayan bir zihniyetin başkalarına hukuk telkin etmesi ise pişkinliktir, yüzsüzlüktür” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak İslam İşbirliğiTeşkilatı Dönem Başkanı sıfatıyla gerek Amerika’nın kararına, gerekse İsrail’in işlediği katliama karşı tepkiyi açıkça ortaya koyduklarını söyleyerek, şunları kaydetti: “Ülkemizde Filistinli kardeşlerimizle dayanışmamızı göstermek amacıyla üç günlük millî yas ilan ettik. Aynı gün Kızılay, AFAD ve TİKA gibi STK’larımızla yaralanan kardeşlerimizin tedavileri için çalışmalara başladık. İsrail saldırılarından etkilenen kardeşlerimize yine bu kurumlarımız vasıtasıyla sahadan tedarik yönetimiyle acil insani yardım ulaştırdık. Washington ve Tel Aviv büyükelçilerimizi istişareler için ülkemize çağırdık.”

“Kudüs-ü Şerif üzerindeki haklarımızdan taviz vermemekte kararlıyız”

Daha sonra dönem başkanı olarak İslam İşbirliği Teşkilatı’nı acil toplantıya çağırdıklarını, bu çağrıdan 72 saat sonra 50 ülkenin katılımıyla 18 Mayıs Cuma günü İstanbul’da yeni bir olağanüstü İslam Zirvesi gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirveye iştirak ederek bizimle birlikte insani duruş sergileyen tüm dostlarıma, kardeşlerime burada sizler vasıtasıyla bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bu zirve İslam dünyasının Kudüs meselesindeki hassasiyetini çok açık, net ortaya koymuştur. Kudüs-ü Şerif üzerindeki haklarımızdan taviz vermemekte kararlıyız. İlk kıblemizi, on yıllardır kan, gözyaşı ve işgalden beslenen bir devletin insafına asla terk etmeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin’de yaşanan son gelişmeleri Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na götüreceklerini belirterek, genel kurulda tüm İslam ülkelerinin ve vicdan sahiplerinin desteğini alacaklarından emin olduğunu söyledi.

“Kudüs üç semavi dinin mensupları için de barış, huzur ve eman yurdu olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devletlerinizin temsilcisi olarak ülkemizde bulunan siz değerli büyükelçilerin de Türkiye’nin bu kutlu mücadelesine destek vereceğinize inanıyorum” şeklinde konuştu.

“PKK paçavraları yıllardır batı ülkelerinde serbestçe kullanılabiliyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında terör örgütleriyle mücadelede uluslararası alandaki çifte standartlara dikkat çekti. “DEAŞ’a gelince yükselen sesler, PKK ve türevleriyle FETÖ söz konusu olduğunda birden sus pus kesiliyor. Hatta PYD, YPG konusunda tavırlar örgütün adeta daha fazla zulüm ve baskı yapması için destek beyanına dönüşüyor” sözleriyle bu çifte standarda işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “PKK paçavraları yıllardır Batı ülkelerinde serbestçe kullanılabiliyor. Örgüt baskı ve tehditle para topluyor. Mensupları başkentlerin en merkezi meydanlarında terör propagandalarını rahatça yapabiliyor” dedi.

“FETÖ’cü caniler, dünyanın pek çok ülkesinde ellerini, kollarını sallayarak geziyor”

Benzeri bir durumun FETÖ için de geçerli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir gecede 251 insanımızı şehit eden, anayasal düzenimiz tehdit eden bu FETÖ ihanet şebekesinin başı Amerika’daki malikânesinde güvenle terör imparatorluğunu yönetebiliyor. Meclisimizi bombalayan, demokrasimizi yok etmek için kan döken caniler, bugün dünyanın pek çok ülkesinde ellerini, kollarını sallayarak gezebiliyor. Avrupa’da daha önce PKK’lı, DHKP-C’li teröristlere tanınan siyasi sığınma hakkı, maalesef bugün FETÖ’cü alçaklar için seferber edilmiş durumda. Avrupa’nın pek çok ülkesi eli masum kanına bulaşmış katiller için adaletten kaçabilecekleri güvenli limanlara dönüştü. Terör örgütleri karşısında böyle ikircikli bir tutum sergiledikçe, kimse kusura bakmasın, terörle mücadelede bir arpa boyu yol alınması mümkün değildir. Öncelikle teröriste terörist demeyi bilmek, sonra da onlara karşı el birliğiyle mücadele etmek şarttır.”

Bu vahim tablo karşısında Türkiye’nin bekasına yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmek için önlemlerini almakta olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl Fırat Kalkanı Harekâtı ile bu yıl da Zeytin Dalı Operasyonuyla toplamda dört bin kilometrekarelik alanın teröristlerden temizlediğini, üç bin DEAŞ’lının, 4 bin 500 civarında da PKK/ YPG’linin etkisiz hâle getirildiğini sözlerine ekledi.

“Ülkemiz hakkında olmadık iftiralar atıldı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her iki harekât sırasında çok ciddi karalama kampanyalarına maruz kaldığını söyleyerek, şunları kaydetti: “Bir merkezden yönetilmişçesine ülkemiz hakkında olmadık iftiralar atıldı, akla ziyan yalanlar söylendi. Pek çok sözüm ona itibarlı uluslararası basın yayın kuruluşu terör örgütünün yalanlarını sayfalarına, manşetlerine, televizyon ekranlarına taşıdı. Oysa müttefiklerimizin DEAŞ’tan kurtardığı Rakka ile bizim YPG’den temizlediğimiz Afrin’in fotoğraflarını yan yana koymak bile gerçeği görmek için kâfiydi. Terör örgütünden alınan Rakka hayalet şehre dönerken, Türkiye’nin kurtardığı Afrin’de insanlar hemen ertesi gün normal hayatlarına devam ettiler. Cerablus, El Rai, El Bab bölgesine geri dönen Suriyeli mültecilerin sayısı şu anda 160 bin aşmış durumda. Hâli hazırda Afrin’e de çok sayıda Suriyeli dönmeye devam ediyor.”

“Partimizi kurarken neyi savunuyorsak, bugün de aynı ideali savunuyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda 24 Haziran seçimleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Bu seçimlerle kriz ve kaos üreten mevcut yapının terk edilerek, istikrarı ve millî iradenin üstünlüğünü garanti edecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “16 yıldır iktidarda olan bir siyasi partinin genel başkanı olarak, yeni yönetim modelini en büyük reformlarımızdan biri olarak gördüğümüz belirtmek isterim. Biz 16 yıldır kurucu değerlerimizden ve bizi biz yapan hasletlerden asla sapmadık. 2001 yılı Ağustos ayında partimizi kurarken neyi savunuyorsak, bugün de aynı ideali, aynı davayı savunuyoruz. Bizim en büyük arzumuz, Türkiye’yi demokraside, özgürlüklerde, ekonomide, özellikle de demokraside ve diğer anlarda muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımaktır” ifadelerini kullandı.

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 10 = ?

 
En Son Haberler

-------------------------------------------------------------------

AnketTümü
Henüz anket eklenmemiş.
haber yazılımı: buki