Paranın ışığı gözü kamaştırabilir; ama karakteri, vefayı ve gerçeği aydınlatmaz. İnsan değeri bazen kazandığını sandığı anda, aslında en büyük kaybını yaşar.
Bazı yaralar vardır , zaman geçer, mevsimler değişir, insanlar değişir ama o yara tam kapanmaz. Çünkü o yara düşmandan gelmemiştir. Kapıyı açtığın, elini tuttuğun, ömründen pay verdiğin insandan gelmiştir.
Otuz beş yıl… Bir insanın hayatında takvim yapraklarıyla değil, hatıralarla ölçülen bir süre. Sevinçler, kavgalar, barışmalar, bekleyişler, fedakârlıklar… İlk evliliğini bitirdi, geri geldi yıllarca aynı hayatı paylaştık. Aynı çayın buharında konuştuk, aynı sessizlikte sustuk,Çınar ağacına isimleri kazıdık , Çardağında uyuduk ,aynı gelecek hayalini kurduk. Birlikte yaşanan yıllar, dışarıdan bakan için kıskandıran cinstendi. yaşanmışlık muhteşemdi.
İlişkiler bir günde kurulmaz. Güven yavaş büyür. Sadakat tekrar tekrar verilen bir sözdür. Vefa, zor günlerde belli olur. Ama yıkım… İşte o bazen çok hızlı gelir.
En şaşırtıcı olan ne biliyor musunuz? Büyük ihanetler çoğu zaman büyük kavgalarla başlamaz. Sessiz başlar. İçten içe yön değiştirmeyle başlar. Bahane üretmeyle başlar. Önce cümleler değişir, sonra bakışlar,mimikler , sonra öncelikler…anlaşılıyordu aslında herşey
Gerçek bir sorun yokken sorun icat edilir. Çünkü karar çoktan verilmiştir,aslında gerekçe sonradan yazılır.
''seninle anlaşamıyoruz''
''fikir ayrılığımız var ''“Mutlu değilim…”
“Hayatımı yaşamak istiyorum…”
“Geç kaldım…”araba istiyorum,ev istiyorum.
Oysa çoğu zaman geç kalınan şey mutluluk değil ,sabırdır. Emektir. Vefadır.
“Mutluluğu seçtim” denir.
Ama seçilen çoğu zaman mutluluk değil — kolaylıktır.
“Yeni bir hayat” denir.
Ama temeli acele olanın ömrü kısa olur.
Hızla başlayan ilişkiler genellikle derin değildir. Kaçarak kurulan düzenler sağlam olmaz. Büyük sözler çabuk verilir, ama büyük sözlerin yükünü karakter taşır — heves değil.
Parıltı, gerçeğin düşmanıdır. Yakından bakınca ışık değil, yansıma olduğu anlaşılır.
Yanlış tercihler genellikle yüksek heyecanla yapılır. Çünkü heyecan düşünmeyi susturur. Oysa doğru seçimler sakin kafayla yapılır. Gürültü değil, iç huzur verir.
Ve hayatın şaşmaz kuralı şudur:
Bazı insanlar huzuru değil, parıltıyı seçer. Gözüne ışık çarpan, gerçeği seçemez olur. Paranın, imkânın, rahatlığın cazibesi; karakterin, sadakatin ve geçmiş emeğin önüne geçer.
Sadakat sessizdir. Gösteri yapmaz.
Vefa derindir. Gürültü çıkarmaz.
Parıltı ise göz alır ,ama iç ısıtmaz.
Ve parıltıya yönelenler, geride bıraktıkları değerin büyüklüğünü çoğu zaman ışık sönünce fark eder.
Hızlı başlayan ilişkiler vardır… Kaçarak kurulan hayatlar… Acele nikâhlar… Büyük sözler, büyük vaatler… Heyecan yüksektir çünkü gerçek henüz görünmemiştir. Temel test edilmemiştir. Karakter sınanmamıştır.
Yanlış insan en doğru sözleri en başta söyler.
En büyük aldanışlar en tatlı cümlelerle kurulur.
Sonra zaman konuşur. Maskeler yorulur. Gerçek ortaya çıkar.
Ve o meşhur cümle gelir:
“Ben kandırılmışım…”Bayan arkadaşlarımın kurbanı oldum?
Çoğu zaman kandırılmak değildir bu. Görmek istememektir. Uyarıları susturmaktır. İç sesini bastırmaktır. Çünkü insan bazen doğruyu değil, hoşuna gideni seçer.
Yeni kurulan hayat bazen hazır bir yükle gelir. Geçmişten gelen sorumluluklar, oturmuş düzenler, yetişkin çocukların dertleri ve yeni bakışlar ,, bitmemiş meseleler… Dışarıdan “hazır mutluluk” gibi görünen tablo, içine girince karmaşaya dönüşür. Ama dönüş ve pişmanlık yolu o kadar kolay değildir artık.
Para için yön değiştirenlerin unuttuğu bir gerçek vardır:
Para sadakat üretmez.
Para güven inşa etmez.
Para karakter vermez.
Para sadece imkân verir , insanlığı değil.
İhanetin en acı tarafı terk edilmek değildir.
Yok sayılmaktır.
Yılların hafife alınmasıdır.
“Zaten vardı” denmesidir emeğe.
Dostlukta da böyledir bu. Sofrana oturan, derdini bilen, geçmişini duyan insanların bir gün aynı hikâyenin diğer tarafında durduğunu görmek… İşte asıl hançer orada hissedilir. Çünkü insan yabancıya karşı gardını alır,yakınına karşı kalbini açar.
Ve en derin yara, açık kalpten alınır.
Hayatın değişmeyen yasası şudur:
Hesapla seçilen ilişki, hesap bitince çöker.
Menfaatle tutulan bağ, menfaat gidince kopar.
Vefayı terk eden, huzuru bulamaz.
Bazı kapılar vardır,kapanmaz. Kırılır.
Bazı güvenler vardır ,onarılmaz. Biter.
Parıltı geçicidir, karakter kalıcıdır. Menfaatin ışığı kısa sürer, sadakatin değeri ömür boyu yaşar. Değeri zamanında bilen kazanır; geç anlayan ise sadece pişman olur. Çünkü bazı kayıpların telafisi yoktur ,sadece ibreti vardır.'' anlayana''